
Bilgim, suretlere yansıyan acılara duçar. Kapalı kapıların ardında dağılan gözyaşına hasret yüreğim. Acıyı dağlarcasına mahkûmum sırrıma. Yangınların içinde hem yakan hem dirilten düşüncem. Kafiye kuralına ters parçaladıklarım. Olmadık yenilgiler beni bu hallere düşüren. Ya düşün gerisi? Bilgisi önünde eğildiğim okyanus. Ben ise garib bir damlacık. Damla topraktan değil ya! Damla hayat, damla bütünün parçası. Özüm su. Su, kiri arındıran; su, okyanus. Su, SEN! Böyle iken varlığımı gayesinden edecek irdeleyişe duvarım örülü. Duvarın arkasında her şey. Aldığım her bir nefesin deminde zorlamışken ardını; şimdi, bilmişçesine aslında bilmeden, dilde susarak aslında çığlık çığlığa vurgun halim. Saliselere bölünmüş nabzıma verilen her bir titreşim. Ben müptelası ağır depremlerin. Ey varlığıyla bilgilendiğim! Yetmedim. Yetmemişken bitmedim. Gözlerimi kapayacağım ana kadar da bitmeyeceğim. Ey kimsem! Bağrımın en derinine bir nakış misali işlenmişken varlığın, sevdan, kübrayı bulmuşken, pişmişken bu hamlık niye? Zatına tabi iken bu hülya niye? Biliyorum. Çizdiğin kareye bir nokta bile olamam. Şiarım yenik düşer bendeki kötü yana. Yolumda zehirli dikenler. Sabır taşım yorgun dağılmaktan. Pişmanlıklarım yama üstüne yamalı. Ama sesim dokunuyor yüceliğine. Elbet çöllerin toz paresiyim. Ama varım, tabiyim. İçimde oluk oluk akan vahşaniyete rağmen senin için köşeye sinmiş ama gözlerinde kini olan yaramaz bir çocuğum. Yeri geldiğinde savrulurum bilinmez elemlere. Ama sorgulamadan ama sessizce. Merakıma yenik düşen boş vermişliğim büyük bir sınavın içinde. Artık boş vermek için çok geç. İçimde benden başka benler çoğalıyor. Sanki zehirli bir sarmaşık. Aşeka gibi. Sardı bütün ruhumu, düşüncemi, zihniyetimi. Sardı ki kör bir tutsağım. Nedenin cevabı bitti kelamımda. Kabulüm. Her verdiğine kabulüm. Ta ki bitene kadar.

0 Comments:
Post a Comment