BİL/SEN


Böyle parlak durması yıldızlarımın,
karanlığımdan…

Nazan Bekiroğlu

Yüzümü dönüyorum çocukluğumun bana bıraktığı son emanetlere. Büyüyorum galiba anne. Bu sefer gerçekten çizgiyi aşıyorum. Bu son yamalı veda olacak geride kalanlara. Karanlıklardayım anne. Uyuyorsun şimdi. Bense kocaman olmama rağmen hala örtümün altında hatalarımdan g/izleniyorum. Korkuyorum anne. Bu düşmelerin sonu gelmiyor. Diz kapaklarım, ellerim yorgun düştü yara almaktan. Kabuk b/ağlayamıyor bir türlü. İçimde hep süre giden bir sızı. Bileklerimden kanlar çekiliyor anne. Sineme bilemediğim bir ağırlık çöküyor, kaldıramıyorum. Kaybolasım var bu yalancı düzende. Acemi bir saklambaç oyununda e/belikten kurtulur muyum dersin? Elif olur muyum? Aramaktan yoruldum anne. Başarabilir miyim görünmeden, sessizce kaçmayı? Uçar mıyım başka başka diyarlara? Yoksulluktan damlayan gözyaşı olur muyum yan/aklarda? Ya da Gazze’de savrulan kin dolu taş… Söyle anne nerelere gideyim bu kırık kalp ile? Nerelere konsun güvercinlerim? Hangi şehrin acısını ç/ekelim? Hangi şarkıya söz olalım?
Uyuyorsun şimdi, gönlünde bin bir kaygı ile… Yeni bir gün daha doğacak. O mavi gözlerin yine ilki olacak açılan gözlerin. Bir fer daha yenik düşecek yıllara. Oysa anne ben kapatamıyorum gözlerimi. Çoktan terk etti uyku beni. Huzur haneme uğramıyor nice zamandır. Aynalar küskün suratıma. Zor alıp veriyorum nefeslerimi. Hamd ediyorum ya Rabb’ime… Nankör bilineceğim diye ağlayamıyorum da… Dağıldım anne. Öyle bir dağıldım ki bu zamanda, bulduğum her bir parçam ellerimde ufalanıyor. Kaldırıp başımı göğün yüzüne yıldızlara da yaslayamıyorum. Onlar istemiyorlar beni. Cümlelerim yarım kaldı anne. Adımın yanına bıraktığım her bir kelime umarsızca kovuluyor. B/arındırmıyor ismim hiçbir sıfatı. Yani ki anne, tutunamıyorum. Elimi attığım bütün sağlam dallar kuruyuveriyor. Yüzüme kapanıyor çaldığım her bir kapı. O iğrenç sesleri unutamıyorum. Bozuluyor ezberlerim. Devamsız kalıyor, şaşırıyorum. Hatırlamaya dahi mecalim yok. Onlar da istemiyorlar beni. Topraktan gelmişiz ya anne, yerlere kapanmak istiyorum her yenilgide. Yumruğumu sıkarak vurmak. Ağlamak istiyorum, hıçkıra hıçkıra ağlamak. Elest bezm’inden dünyaya sürgün edilmişim. Ya Rabb! Bu ne kaçıştır ruhumu boşaltan,bu ne acıdır yüreğimi sızlatan?
Sen hep uyuyorsun. Uyu anne. Biliyorum duymuyorsun, duymayacaksın h/içimi. Olsun… Kelamdır ya döküldü gönlümden işte. Belki bir gün buluşursunuz. Hiç yoktan karşılaşırsınız. Gün olur yüzüne çarpıverir canını yakarak. Günü bekle anne…

Berceste

10 Mart 2009 Salı

0 Comments:

 
Düş'müşüm - Wordpress Themes is proudly powered by WordPress and themed by Mukkamu Templates Novo Blogger