DERDİM


Düşle yoğurulmuş gecenin sabahında yorgun açmıştı gözlerini Nihal. Bedenine sirayet eden kederi bir bir anlatıyordu miratine gerçekleri. Gözleri ilk kez bu kadar çok şeyi biriktirmişti. Ardında yaşamın sunduğu sır dolu meselleri, kalbine giren her bir lisanın hem kattığı hem sorgu sual bilmeden alıp götürdükleri, bir meczubun boşlukta günlerce kıvranışı ve daha birçok bilmediği olay hâkimdi. Hangisine yönelebilirdi ki, hangisine gönül verebilirdi ki bu bedbaht haliyle. Bilmek, acı çekmektir. Biliyordu Nihal her şeyi en derinlemesine. Ama bilgisi sırtındaki yüke engel değildi. Bu her zamankinden farklı bir elem, her zamankinden daha güçlü bir kalemdi. Kuşların mevsiminde düşüvermişti yüreciğine bir ateş. Kalbi bulanıktı, düşünceleri bulanık. Sevda: karanın en karası, bu olsa gerekti. Şımarık bir sarmaşıktı ruhunu bürüyen, çılgın bir gezgindi ardında sürüyen. İmtehan addetti Nihal ömrünün geri kalanında yaşamına izinsiz giren varlığı. Düşman bildi aklı:
—Sakın ha! Dinleme saklını.
Sevda bildi saklı:
—Sakın ha! Dinleme aklını…
Keşmekeşlerin, savaşların sonu gelmedi içinde. Gitmedi bir türlü azimli savaşçılar, son bulmadı muharebe günleri. Bunca şeyi sindirmeye çalışırken Nihal, sessiz bir yargı koydu önüne. Bitmeyeceğini bildi, daha da süreceğini. Eskiden zordu başını alıp gitmesi. Tutsaktı bedeni bilemediği bir kente. İçinde efsaneler büyütürken ant içti."Bir daha dönmem geri." Şimdi tek bildiği, yabancı topraklara olan hasretiydi. Belki o topraklar alır götürürdü yüklendiği bunca kederi. Belki öğrenirdi acısız nefes almayı, vermeyi. Yaratandı bu şeyi sinesine yerleştiren. O bilendi, Nihal bilinen. Hüzün illaki ağırlıktı bağrında. Ne ki peygamber değil miydi hüznünde teselli edilen. "Rabbim teselli et beni"dedi. Ve kalbine yazdı indirilenleri."(Rasulüm)senin göğsünü açıp, genişletmedik mi? Sırtına ağır gelmiş yükünü senden indirmedik mi? Muhakkak güçlükle beraber kolaylık vardır."(muhakkak Allah doğruyu söylemiştir.) Madem verdi, vardır bir hikmeti. Derdim dedi, sükûnete erdi.
Yanmaya giden yolda bir adımdı yaşadığı.
—Sen, dedi. Sen! İçime yerleşen. Alnıma yazılmış isen, ben senin taleben. Bilmiyorum. Bildir beni, bildir kendini. Sen! Bitme bende, gitme. Varlığın kabulüm, amenna. Ama hissetme

23 Ekim 2008 Perşembe

0 Comments:

 
Düş'müşüm - Wordpress Themes is proudly powered by WordPress and themed by Mukkamu Templates Novo Blogger